SOYLULAŞMA ÜZERİNE TARTIŞMALAR -2

SOYLULAŞMANIN KABUL GÖRMÜŞ BİR ÜRÜNÜ OLARAK SOKAK SANATI ÖZET Sanat estetik bir olgu olarak göze çarparken aynı zamanda bir ifade biçimi ve farkındalık yaratmada kullanılan bir araçtır. Bu çalışmada soylulaşmanın mekâna etkisi ile ortaya çıkan sokak sanatı arasındaki ilişki irdelenmiştir. Genellikle yapı cepheleri üzerinde resim olarak tanımlanabilecek graffitilerin mekanın kullanımını nasıl şekillendirdiği tartışılmıştır. Felsefe ve sanatın birlikte düşünüldüğü an, akla gelen ilk soru olan “Sanat sanat için midir, toplum için midir?” sorusuna cevap bulunamazken, sanatın toplum için yapıldığı İstanbul semtlerinde insanların eserlere gösterdikleri tepki, sokakların değişen sosyal yapısı ve bu bölgelerdeki soylulaşmanın mekandaki etkisi incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: mural, dönüşüm, etki, tüketim, … Okumaya devam et SOYLULAŞMA ÜZERİNE TARTIŞMALAR -2

METROPOLİTEN ÜLKELERİN YÖNETİŞİM BİÇİMLERİ

Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Şehir Planlama Ana Bilim Dalı doktora programının SBP 6119  kodlu, Metropoliten Yönetim ve Mekansal Planlama dersi kapsamında oluşturulmuş rapordur. HOLLANDA METROPOLİTEN YÖNETİMİ Hollanda yönetim sisteminde tek biçimlilik (uniformity) anahtar kelimedir. Belediyeler geniş yetki sınırlarına rağmen benzer politik yaklaşımlarla benzer görevleri üstlenir. Bu yönetim sistemi 19. yüzyılın ortalarında Alman Tarihi Hukuk Okulu’ndan ilham alan devlet adamı Thorbecke tarafından kurulmuştur. Uluslararası karşılaştırmalı yönetim sistemlerine bakıldığında, Hollanda Hükümeti’nin Alman geleneklerinin etkisinde olduğu söylenebilir. Hollanda’daki bu yönetim ilişkileri “Merkezileşmemiş Üniter Devlet Yönetimi” adı ile anılır. Bu yönetim sisteminde yönetim katmanları arasında birbirine bağlılık ve mutlak hiyerarşi vardır. Belediyeler özerktir. … Okumaya devam et METROPOLİTEN ÜLKELERİN YÖNETİŞİM BİÇİMLERİ

ŞİİR GİBİ – 4

Sen beni sevmesen de olur. Çünkü benim için asıl olan senin varlığın senin için kendimle girdiğim mücadele ve sana hiç bir zaman ulaşamayacak olmamın verdiği tatlı acı. Ben güzel olanı seviyorum yalnız seni değil. Meyve şaraplarını, güneş ışığının yüzüme vurmasını, rüzgarla sevişen yaprakların sesini, sokak kedilerini, kitapları ve sabah uyanışlarını. Boşlukta değilim; boşluk benim içimde. Hevesim saçımın her telinden uçup gidiyor rüzgarla. Kalbim hiç keşfedilmemiş bir ada kadar yalnız ve hiç ziyaret edilmemiş bir mezar kadar perişan. Şimdi ancak baharın gelişini bahane ederek, toprağımı yeşillendirmek paklar beni. Okumaya devam et ŞİİR GİBİ – 4

24

Bazen geçmişe dönük düşündüğüm şeylerin tarihini hatırlayamıyorum.  2015 miydi, 2016 mıydı, hangi aydı, hangi mevsimdeydik ve ben nerdeydim sorularının cevabı aklımda hep bulanık.  Oysa büyüdükçe güçlenmez mi insan? Üstelik zihni de büyürken beraberinde… Hatırlamıyor oluşum ya bedenimin bana yaptığı ve benim farkında olmadığım bir akıl oyunu, ya yine ben farkında olmadan zihnim, kendini koruma içgüdüsü ile anılarımı siliyor  ya da gerçekten “önemsiz” şeyler uçup gidiyor insanın aklından… Bir tek şey hariç. 2015 yılının 10 Ekim sabahında annem ve babamla kahvaltı yapmaya gidiyorduk, doğum günüm şerefine. Babam bizden önce indi ve arabayı yola hazır duruma getirdi. Ben arka koltukta yerimi alırken, radyoda … Okumaya devam et 24

“LEYLA”

Çevrenizi ve çevrenizdekileri rehabilite edin. Aynı zevklerden hoşlandığınız, aynı müzikleri dinleyebildiğiniz ve aynı şeye gülebildiğiniz insanları belirleyin. Her yaş farklı deneyimlerle farklı olgular öğretiyor bana. Bir senedir arkadaşlarıma daha fazla zaman ayırıyorum ve bu beni inanılmaz besliyor. Ortak zaman geçirilecek bir mekanda, kiminle olduğunuz hareketinize dair çok belirleyici oluyor. Sevgiliniz en yakın arkadaşınızdır ve onunla zaten her şeyi yapabilir; gözlerinizden yaşlar akana kadar gülebilirsiniz. Ama konu arkadaşlar olunca durum daha hassas. Kırılma noktalarınız var, ters düşeceğiniz anlar var, fikir ayrılığı yaşayacağınız durumlar var. Tam da o noktada karşındakinin “kim” olduğu çözüyor bütün meseleyi. Hani biz söz vardır, “Bana arkadaşını söyle, … Okumaya devam et “LEYLA”

KENDİMLE KONUŞMA – 7

Bu yazıyı tam burada, bu şekilde yazdım.   İnsan her şeye alışıyor. Bu iyi mi kötü bilmiyorum ama işe yaradığı kesin. Kalbimin ağrısından uyuyamadığım günler çoktan geride kaldı. Nadiren de olsa ilginç şeyler oluyor ve alışkanlıklarla ilk iş bunu birine anlatmak istiyorum. Alıştığın birini kaybetmenin en kötü yanı, yaşamının şahidini kaybetmekmiş. Anlatamayınca bazı şeyler hiç yaşanmamış gibi oluyor çünkü. O yüzden bir şeyleri anlatmam lazım benim. ***   İnsan büyüdükçe güçlenir, bunu biliyordum da da, güçlendikçe yükü de artıyormuş. Bir “dostum” dedi ki, “Aile anne babadır, gerisi uzak.”. Kulağıma küpe olsun diye her gün tekrarlıyorum kendime. Aile yalnızca anne babadır. … Okumaya devam et KENDİMLE KONUŞMA – 7